muhammed_cansi_anisina30 Ekim 2016 tarihinde Muhammed Canşi anısına Sapanca Kırkpınar’da yılın en önemli yarışı düzenlenecek. Erkekler Sekiz Tek Dümencisiz yarışında kazanan Muhammed Canşi Anı Kupasını kazanacak.

Adına yarış düzenlenen birisi hakkında bu yazı. Sportif kariyerinin zirvesinde yaşamını yitiren, mükemmelliyetçi birisi hakkında. İnsan nereden başlayacağını bilemiyor doğrusu. Etkileyici birisi! Kısacık ömründe herkes tarafından takdir edilmiş, sevilmiş.

Muhammed Canşi, Hereke, Galatasaray ve son olarak Fenerbahçe Kürek takımlarında yarışmış, birçok kez milli olup önemli başarılar kazanılmasına katkı sağlamış bir sporcu.

Muhammed Canşi’yi keşfettiğini söyleyen Ümmet hocanın ağzından dinleyelim;

muhammed_cansi_hereke muhammed_cansi-2_tek

”9. sınıfta tanıdığım Muhammed Canşi, yaramaz, haşere bir çocuktu. Futbol oynuyordu, uzun boyu ve kürek sporuna uygun olan fiziği gözümden kaçmamıştı. Eğer Canşi’yi bana verirse Milli forma giyebileceğini söyledim antrenörüne. Antrenörü de hiç tereddüt etmeden teklifimi kabul etti. Haşere çocuk olduğu için birkaç kez sert bir şekilde ikaz ettiğim olmuştu. Henüz yüzme bilmeden başladığı kürek sporu’nda 8 ay sonra Balkan Şampiyonu oldu. Kürek sporunun disiplin anlayışı gereği 1 yıl içinde bambaşka bir çocuk olmuştu. Yeteneği ve azmi yanında başarılı ve disiplinli biriydi artık. Girdiği her yarışta başarılar kazanmaya başladı. Hereke Kürek’te bindiği 4- teknesinden Selahattin Gürsoy ve Engin Özkan’ı Fenerbahçe transfer etti. Tüm ısrarlarıma rağmen Muhammed Canşi ve Özkan Özkara’nın transferlerini gerçekleştiremedim. O yıl bende Galatasaray Kürek şubede antrenör olarak başlayınca Muhammed ve Özkan’ı Galatasaray’a getirdim. Galatasaray’da iken 2009 yılında Dünya şampiyonasında yarıştı. 2011 yılında Fenerbahçe’ye transfer oldu.”

muhammed_cansi_engin_ozkan

Takım Arkadaşı Engin Özhan ve Muhammed Canşi

Arkadaşı Fenerbahçe Kürek Sporcusu Ogeday Girişken şöyle anlatıyor;

”Çok sinirli biriydi, ama öyle sinir değil… O insanlarla çok yakın ilişkiler kurabilen herkes tarafından sevilen biriydi. Nabzının yüksek olduğu anlarda, yani antreman veya yarış esnasında, bu siniri çok üst seviyeye çıkardı. Örneğin yarış sırasında rakip takımın dümen suyu tekneye gelirse çok sinirlenir ve tepkisini koyardı. Antrenman yaparken başkalarının gelip orada konuşması onun sinirlendirirdi. Antreman esnasında onun konsantrasyonunu bozan herşeye çok sinirlenebilir ve büyük tepki koyardı. Bunu kendi takım arkadaşı yapsa, durumu anlayışla karşılasa da mutlaka ikaz ederdi. Kırdığı insanı yarıştan veya antremandan sonra yanına gidip mutlaka gönlünü alırdı. Herşey onun nabzının, normale dönmesine kadar… Muhammed Canşi, yaptığa işe çok fazla önem ve hassasiyet gösterirdi. Çok düzenli birisiydi, ütü sadece onun odasında vardı mesela. Muhammed’in odasındaki tüm eşyaları, yıkanmış, ütülenmiş ve düzenli şekilde katlanmış bir halde dururdu. Çok hırslıydı, Sırbistan’da kamp yaptığımız sırada, sıfır derecede bildiği ingilizceyi öğrenmek istediğini söylemişti. Hemen gerekli kitapları araştırıp satın aldı. Kimsenin yardımı olmadan, o kitaplardan çalışarak derdini anlatıp karşı tarafı da anlayabilecek kadar öğrenmişti ingilizceyi. Başarı odaklıydı. Bir konuda başarılı olabilmek için ne gerekliyse kullanır ve sadece o yolda ilerlerdi. Çikolata yemeyi seven biri degildim, bir gün kampta 3. katta kalıyoruz. Çayı cok sever ve çok hızlı içer, üşenmiyor, gidiyor çay dolduruyor, çay çikolata yapiyor. Ne var bunda dedim böyle, beni başlattı çikolata yemeye. O gün bugün çayın yanına çikolata alıyorum. Muhammed benim bu hayatta gördüğüm en düzgün, en kusursuz insan. Kardeş kelimesini dolu dolu kullandığım çok nadir insanlardan biridir.”

Uzun süre birlikte çalıştığı Fenerbahçe ve Milli Takımlar Antrenörü Sonat Doğan, Muhammed Canşi’nin farklı yönlerini anlatıyor;

”Çok delikanlı bir çocuktu. Kardeşim gibi çok severdim. hatta kardeşimdi desem abartılı olmaz. Bana abi diye hitap ederdi. Ailesinin Muhammed’i çok iyi yetiştirmiş olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Hatta Babası Veysi Bey,

muhammed_cansi_veysi-cansi

Babası Veysi Canşi ve Muhammed Canşi

“Başkaları bana senin oğlun delikanlı, adam gibi adam desinler, ben senin her hatanın arkasında dururum.” dermiş. Onunda hiçbir kötülükle işi olmaz sporcu arkadaşlarıyla çok iyi geçinir, canını, kanını emanet edebileceğin vasıfta bir insandı. Dugusaldı, arkadaşlıklar onun için çok önemliydi. Fenerbahçe spor kulübünde birlikte çalıştık ve birçok başarı kazandık. Milli takımla birlikte Dünya Şampiyonasında, 23 Yaş Altı Dört Tek Dümencisiz teknede 5. olduk. Bu başarı kariyerinin en iyi derecesi olmuştu. 23 yaşında belinden geçirdiği fıtık ameliyatı sonrası 9 ay spordan uzak kalmasına rağmen, 2 ay gibi kısa bir zamanda tekrar takıma dönüp, Erkekler Sekiz Tek Dümencili yarışını kazanıp, Türkiye Şampiyonasını kazandık. Herkes bana risk alıyorsun Muhammed’in spor hayatı bitti derken, o kendini ispat etmiş ve benim yüzümü kara çıkarmamıştı. Çok çalışarak hedeflerimizi tutturmuştu. Ergometrede çalışmayı pek sevmez ve çok terlerdi. Çok terlediği içinde ona ”waterman” lakabını takmıştım. Bu da onun hoşuna gider motive olurdu. Suda gösterdiği performans çok üst seviyedeydi. Takım arkadaşalarının da üzerinde etkisi büyüktü. Onları motive ederdi.”

fenerbahce_kurek_takimi

Fenerbahçe Kürek Takımı, Ön Sıra Soldan Sağa, Çağlar Özdemir, Ali Şen, Levent Onat, Sonat Doğan, Tamer Yelkovan

Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu 1. sınıfı başarıyla tamamlamış ve Fenerbahçe sporcusu olarak 13 Temmuz 2016 tarihinde, 25 yaşında hayatını kaybetti. Geçirdiği motorsiklet kazası sonra 38 gün yoğun bakımda direndi.

Arkadaşının, öğretmeni ve antrenörünün ağzından size Muhammed Canşi’nin nasıl birisi olduğunu anlatmaya çalıştım. Onu hiç unutmayalım.

Genç yaşta kaybedilmiş değerimiz Muhammed Canşi’ye Allahtan rahmet dilerim.

Okan Pamay